Gürcistan denildiğinde çoğu gezginin aklına ilk olarak Tiflis’in renkli sokakları, Batum’un sahil şeridi ya da Kazbegi’nin görkemli dağları gelir. Oysa ülkenin güneyinde, Kura Nehri vadisinin sarp kayalıklarına oyulmuş, sessiz ama etkileyici bir tarih saklıdır: Vardzia Kaya Şehri. İlk bakışta doğanın bir parçası gibi görünen bu yapı, yaklaştıkça insan emeğinin ve zekâsının olağanüstü bir örneği olduğunu hissettirir.
Vardzia, 12. yüzyılda Kral III. Giorgi döneminde başlatılmış, Kraliçe Tamara zamanında ise genişletilmiştir. Başlangıçta savunma amaçlı düşünülen bu kaya yerleşimi, zamanla büyük bir manastır kompleksine dönüşmüştür. Yaklaşık 13 kata yayılan ve yüzlerce oyma odadan oluşan yapı, döneminin sosyal yaşamına dair önemli ipuçları sunar. Kiliseler, keşiş hücreleri, şarap mahzenleri, mutfaklar ve gizli geçitler, burada bir zamanlar canlı bir yaşam olduğunu gösterir.
Vardzia’nın en etkileyici noktası hiç kuşkusuz ana kilisedir. Duvarlarını süsleyen freskler, yüzyıllara rağmen canlılığını büyük ölçüde korumuştur. Bu fresklerde Kraliçe Tamara ve dönemin dini sahneleri tasvir edilir. Gürcü sanatının en güçlü örneklerinden sayılan bu eserler, Vardzia’yı yalnızca mimari değil, sanatsal açıdan da benzersiz kılar.
Bölgeye ulaşım, Gürcistan’ın diğer popüler noktalarına kıyasla biraz daha zahmetlidir. Ancak bu yolculuk, ziyaretin en keyifli parçalarından biridir. Dağ yolları boyunca uzanan geniş vadiler, sakin köyler ve bozulmamış doğa, yolculuğu adeta bir keşif rotasına dönüştürür. Özellikle kamp aracıyla seyahat edenler için Vardzia yolu, özgürlük hissini en yoğun yaşatan rotalardan biridir.
Vardzia çevresi, doğayla iç içe vakit geçirmek isteyenler için oldukça uygundur. Kamp aracı veya araç üstü çadır ile seyahat eden gezginler, gün doğumunu vadinin sessizliği içinde izleyebilir. Akşam saatlerinde ise kaya şehrinin gölgelerle değişen silueti, fotoğraf meraklıları için eşsiz kareler sunar. Bölgenin sakinliği, modern dünyanın gürültüsünden uzaklaşmak isteyenler için adeta bir terapi niteliğindedir.
Vardzia’yı özel kılan unsurlardan biri de kalabalıktan uzak oluşudur. Gürcistan’ın popüler turistik merkezlerine kıyasla burada daha az ziyaretçi bulunur. Bu durum, mekânla daha kişisel bir bağ kurmayı mümkün kılar. Tarih ve doğa, Vardzia’da yan yana ve sessizce var olur. Bu nedenle burası, Gürcistan’ın “az bilinen ama en etkileyici” duraklarından biri olarak anılmayı fazlasıyla hak eder.